Ankara Şubesi · Sayı 2026-2 · Ekim 2026

EMO Ankara Şube Sorumluluk Bölgesinde EEBM Eğitimi

E. Orhan Örücü

Mühendislik eğitimi

Yıl
2026
Sayfa
—
Okuma süresi
5 dk
Görüntülenme
10

Konu

Mühendislik eğitimi

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Tam metin

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi sorumluk alanında Afyonkarahisar, Aksaray, Ankara, Çankırı, Erzincan, Erzurum, Kastamonu, Kayseri Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Sivas, Tokat ve Yozgat olmak üzere 15 il bulunmaktadır.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) ilgi alanında Elektrik, Elektronik, Elektronik ve Haberleşme, Kontrol ve Otomasyon, Elektrik-Elektronik ile Biyomedikal mühendisliği programları vardır. Kısaca EEBM derken bu 6 programı kastediyoruz.

Yazımızda bu bölümlerin Ankara Şubesi sınırları içinde sayısal durumlarını ve kısaca da olsa eğitim üzerine görüşlerimizi dile getireceğiz.

EMO kaynaklarında EEBM eğitimi hakkında yayınlanan çok sayıda makaleden güncel olan iki tanesini yanda paylaşıyorum.

“Elektrik Mühendisleri Odası’ndan Elektrik, Elektronik, Biyomedikal Mühendisliği Bölümlerini Tercih Edecek Öğrencilere Tavsiyeler" 1

“TÜRKİYE’DE MÜHENDİSLİK EĞİTİMİNİN GÜNCEL SORUNLARI, Prof. Dr. Gülbin DURAL, ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi"2

EEBM Eğitiminin Genel Durumu

Ülkemizde toplam 203 üniversite vardır, Ankara Şubesi sınırları içinde üniversite sayısı (30 Devlet + 17 Vakıf olmak üzere) toplam 47 üniversitedir.

Bu üniversitelerin 10 tanesinde (5 Devlet, 5 Vakıf) EEBM programı yoktur. Ankara Şube sınırları içindeki üniversitelerde Elektronik, Elektronik ve Haberleşme ile Kontrol ve Otomasyon mühendisliği programları bulunmamaktadır.

Toplam 9.940 olan kontenjanların %28’i (2.788) şubemiz sınırları içindedir.

Öğretim elemanları açısından bakarsak toplam 2.241 olan sayının % 30’u (668) şubemiz sınırları içindedir.

EEBM programlarının şubemiz sınırları içinde 12’si MÜDEK, 3’ü ABET tarafından akreditedir. Şubemiz sınırları içinde 37 program var ki bu da programların sadece yüzde 32’si akredite demektir.

Ankara Şube sınırları içinde 30 devlet, 17 vakıf olmak üzere toplam 47 üniversite vardır.

Bu üniversiteler içinde 26 devlet, 12 vakıf toplam 38 üniversitede Elektrik Elektronik Mühendisliği eğitimi programı vardır.

Elektrik Elektronik Mühendisliği eğitimi programı olmayan 4 devlet, 5 vakıf toplam 9 üniversite bulunmaktadır.

Bu üniversiteler içinde 4 devlet, 1 vakıf toplam 5 üniversitede Bİyomedikal Mühendisliği eğitimi programı vardır. Bİyomedikal Mühendisliği eğitimi programı olmayan 26 devlet, 16 vakıf toplam 42 üniversite bulunmaktadır.

Program Adı Kontenjan Yerleşen

Elektrik Mühendisliği, Toplam 52 52

Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Toplam 2.390 2.363

Biyomedikal Mühendisliği, Toplam 225 207

EMO ANKARA Şube Alanı TOPLAM 2.667 2.622

Yüzde 98,3

1 Prof. Olan programlar;

ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ Elektrik-Elektronik Mühendisliği 30 1 1 6

KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ Elektrik-Elektronik Mühendisliği 40 1 5 1

KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ Elektrik-Elektronik Mühendisliği 30 1 2 8

SİVAS BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İngilizce) 40 1 5 4

SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ Elektrik-Elektronik Mühendisliği 50 1 4 5

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ (KONYA) (Vakıf Üniversitesi) Elektrik-Elektronik Mühendisliği (Burslu) 4 1 6

Doçent Olmayan programlar;

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ (KONYA) (Vakıf Üniversitesi) Elektrik-Elektronik Mühendisliği (Burslu) 4 1 6

ATILIM ÜNİVERSİTESİ (ANKARA) Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İngilizce) (Burslu) 6 2 3

OSTİM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ (ANKARA) Elektrik-Elektronik Mühendisliği (Burslu) 8 2 3

Öğretim elemanları bu derece eksik olan programlar neden dolmaktadır. Eksiklik sadece öğretim elemanları açısından değil, mühendislik eğitimin gerektirdiği alt yapıda çok programda yeterli değildir.

Rehberlik Uzmanı Salim Ünsal bu konuda diyor ki;

“Çaresizliğin mecburiyeti” 3 yaşananların en kısa özeti bu.

Bundan da öte çocukların başka alternatifi yok. Mecburiyet o aslında. Çocuk sınava girip istediği puanı elde edemeyince “Ben peki ne yapacağım şimdi?” diyor. Sanayiye gidemiyor, bir meslek kazandırma sürecimiz ne yazık ki çok dinamik değil. Mecburen yine bir şekilde üniversitede arıyor geleceğini.

Akademik eğitim dışında başka bir gelecek ve kariyer seçeneği sunamıyoruz. Sunduğumuz seçenekler de gerek aileler gerekse çocuklar tarafından çok itibar görmüyor.”

YÖK tarafından yayınlanan istatistiklerde Yeni Kayıtlar.

ÖSYM ile YÖK arasında bazı farklılıklar olabilmektedir. YÖK daha günceldir.

Yeni Kaydolan Biyomedikal Mühendislik Programlarında Kadın öğrencilerin sayısı Erkek öğrencilerden fazladır.

YÖK istatistik verilerine göre EMO alanı yeni lisans kayıt, 2025-2026 yılı için, 8.214 erkek, 2.689 kadın olmak üzere 10.903 öğrencidir.

Ankara Şube alanı içinde 2.437 erkek, 812 kadın olmak üzere toplam 3.249 öğrenci yeni kaydolmuştur.

Toplam okuyan öğrenci sayıları ise şöyledir.

YÖK istatistik verilerine göre EMO alanı toplam okuyan 57.981 erkek, 16.109 kadın olmak üzere 74.090 öğrencidir.

Ankara Şube alanı içinde 16.067 erkek 4.586 kadın olmak üzere toplam 20.635 öğrenci eğitim görmektedir.

Eskiden var olan elektronik ve haberleşme programı, tıp müh, telekomünikasyon müh ile ikinci öğretimde de devam eden öğrencilerde listededir. Toplam okuyan Biyomedikal Mühendislik Programlarında kadın öğrencilerin sayısının erkek öğrencilerden fazladır.

Mezun sayıları bir önceki yıla aittir.

YÖK istatistik verilerine göre EMO alanı toplam mezun sayısı 8.320 erkek, 2.473 kadın olmak üzere 10.793 öğrencidir.

Ankara Şube alanı içinde 2.081 erkek 669 kadın olmak üzere toplam 2.750 öğrenci mezun olmuştur.

Toplam Mezun öğrenci sayıları içinde artık öğrenci almayan Elektronik ve Haberleşme Müh, Tıp Müh. ve Telekomünikasyon Müh. Öğrenci sayıları da vardır.

Toplam mezun sayılarında da Biyomedikal Mühendislik Programlarında Kadın öğrencilerin sayısı Erkek öğrencilerden fazladır.

Sonuç olarak:

EMO Ankara Şubesi sınırları içinde ilgi alanına giren programların sayısal toplamı ülke genelinin yüzde 30’u mertebesindedir.

Mühendislik eğitim üzerine EMO ortamında söylenenleri tekrara gerek yok ama eğitimdeki yeni trendlere de değinmek gerekiyor. Bir rüzgâr esiyor, Yapay Zekâ adı birçok programın önüne arkasına eklenerek çok sayıda program açılıyor. Alt yapı hazır mı? değil.

Sözcü Gazetesi yazarı Güney Öztürk’ün 6 Ağustos 2026 günlü Sözcü Gazetesindeki önerilerini not edelim.

“Şimdilerde üniversitelerde geleceğini şekillendirmeye çalışan gençlerin bu tabloyu çok iyi okuması gerekiyor.

Eski dünyanın rutin, tekrara dayalı meslek kalıplarını bir kenara bırakın. Geleceğin dünyasında mühendislikte Mekatronik, Kontrol ve Otomasyon, Fiziksel Yapay Zekâ, Sensör Füzyonu, Otonom Sistemler ve Gömülü Yazılım alanlarında derinleşenler ayakta kalacak.

Ve bu gelecek sadece mühendislerin değil; robot kurulum teknisyenlerinin, PLC programcılarının, sensör teknikerlerinin ve robotik bakım uzmanlarının olacak. Robotlar fabrikaya yalnız gelmiyor; devasa bir ekosistemle geliyor.

O robotları bu topraklarda tasarlayan, kodlayan ve yöneten gençlere çok ihtiyaç var.”

Kurumlar ve öğrenciler bu eko sisteme hazır mı? Cevabımız ne yazık ki hayır. Okudukları programın sağladıkları olanakları öğrenci arkadaşlarımız sonuna kadar kullanmalı ve devamında yukarıdaki verilen örneklerdeki pozisyonlara ve benzerleri önerilere de kendilerinin öz çabaları ile hazırlanmalıdırlar.

EMO, mühendisliğin salt bir kariyer ve para kazanma aracı olarak değil; bilimi insanlık ve doğa yararına kullanan, üreten ve sorgulayan bir meslek olarak görülmesi gerektiğini vurguladığı çalışmalar ile EEBM eğitimine katkı sunmayı hedefliyor.

Mühendislik mesleğine bakışın salt para kazanma temelinde olmaması gerekmektedir. Mühendis, bilimi kullanarak insanlık ve doğa yararına onu günlük yaşamda insanların hayatını kolaylaştırmak için teknolojiye dönüştürebilen insandır. Dolayısıyla mühendisler teknoloji ve buna bağlı ürünleri kullanan değil üreten nitelikte insanlar olmalıdırlar. EEBM eğitiminkinde temel amacı bu olmalıdır.

EMO alanı örneğinde görüldüğü gibi, kontenjanların dolmaması ya da profesörsüz/doçentsiz programların varlığı yalnızca üniversitelerin değil bütün bir toplumsal yapının sorunudur. Bugüne kadarki uyarılarımız mühendislik eğitiminin niteliğinin doğrudan halkın can ve mal güvenliğiyle ilişkili olduğu gerçeğine dayanmaktadır. Bu nedenle çözümün bir ayağı, meslek odalarının anayasal yetkilerinin önüne setler çekilmemesi ve liyakat ölçütlerinin yeniden tesis edilmesidir.

İşsiz mühendislerin olmadığı, bilimin, aklın ve üretimin esas olduğu günlere olan umudumuzu kaybetmeyelim.